düş, hayal, fantezi, düşlerin yorumu, rüya

Rüya : Bilinçdışına Giden Kral Yolu

Rüya : Bilinçdışına Giden Kral Yolu

düş, hayal, fantezi, düşlerin yorumu, rüya
düş, hayal, fantezi, düşlerin yorumu, rüya

düş, hayal, fantezi, düşlerin yorumu, rüya

Rüya, belki de psikanalitik anlamı yalın kalacak bir kelimedir. Rüya yerine düş kelimesini kullanmak, bireyler için önemini kavramayı kolaylaştıracaktır. Rüya, Türk Dil Kurumu sözlüğünde, düş olarak karşılık bulmakta, mecaz anlamları ise gerçekleşmesi imkansız durum ve gerçekleşmesi beklenen ve istenen durum olarak karşılık bulmaktadır. Aslında psikanalitik literatürde düş kavramının içeriği hem gerçek hem mecaz anlamını içermektedir.

Her ne kadar rüya, uyku halindeyken gördüğümüz anlamlı, anlamsız, gerçekliğe uygun ya da gerçek dışı olsa da, düş sadece uyku halindeyken ortaya çıkan bir durum değildir. Gündüz düşü olarak adlandırılan, uyku halinin dışında kişinin kendisini içinde bulduğu bir düş durumudur. Rüyalar, birçok kültürde yıllardan beri devam eden ve ilgi duyulan bir alandır. Ancak bilimsel anlamda rüyaları ele alan ve rüyaları anlamaya çalışan ilk kişi Sigmund Freud’dur. Freud, rüyaları ikiye ayırır. Gerçek ve günlük yaşantının devamı olan rüyalar, ikincisi ise bilinçdışından gelen rüyalar. Ancak iki rüya da günlük yaşantının tetiklediği bilinçdışı ile ortaya çıkar. Bu sebeple, Sigmund Freud rüyaları bilinçdışına giden kral yolu olarak tanımlamıştır.

Psikanalitik çerçevede rüyaların mekanizması rastgele ortaya çıkan ya da evrensel olarak var olan bir anlamı yoktur. Her rüyanın rüyayı gören kişide farklı karşılığı olabilir. Bu sebeple bir rüya tabiri olarak değil, kişideki karşılığı ön planda tutularak. rüyalar anlaşılmaya çalışılmalıdır. Bu anlam arayışı, psikanalitik terapinin temel yöntemi olarak sayılabilecek serbest çağrışıma bırakılarak ortaya çıkan anlamlar ile rüyayı anlamlandırma çabası şeklindedir. Tıpkı günlük yaşantı içerisinde bireyin eylemlerinde var olan id, ego, süperego; rüyalarda da aynı işlevde varlığını devam ettirir. Önceki yazılarda açıkladığımız, id yani arzuların bulunduğu benlik parçası ile süperego yani yargıların bulunduğu benlik parçası arasında egonun uzlaşı sağlama çabası sonucunda gerçeklikten uzaklaştırılmış arzular bütünü olarak ortaya çıkar. Düşlerin analizi, psikanalizin sürecinin Sigmund Freud’dan bu güne kadar en önemli parçalarından biri olarak gelmiştir. O günden bu güne düşleri süperegonun baskısından kurtarıp arzuyu anlama çabamız psikoterapide devam etmektedir.

Psikoloji yazı dizisinin devamı için makaleler sayfasını ve sosyal medya hesabımızı takipte kalabilirsiniz.

Call Now Button