Donald Woods Winnicott

Hayatı ve Çalışmaları

Anahtar Kelimeler: Winnicott, çocuk, psikanaliz, Freud, ebeveyn

Anahtar Kelimeler: Winnicott, çocuk, psikanaliz, Freud, ebeveyn

Anahtar Kelimeler: Winnicott, çocuk, psikanaliz, Freud, ebeveyn

Donald Woods Winnicott, 1920’lerin sonlarında psikanalist olarak eğitilen ilk topluluktan biri olan bir çocuk doktoruydu.

Psikanalizin evrimine katkısı, klasik Freudyen teoriden önemli bir kayma oluşturmaktadır. 1945’ten itibaren, yoğun tartışmalardan sonra, Winnicott’un bilimsel makaleleri, bağımsız gelenekle ilişkili özel bir psikanalitik yaklaşım olarak değerlendirilmiştir (bkz.kohon 1989). Freud’un odak noktası psikoseksüellik ve Oedipus kompleksi iken, Winnicott’un odak noktası, psikanalitik klinik bulgular, erken nesne ilişkilerinde ebeveyn rolünün önemine dikkat çekmektedir. Psikanalitik bakışı yaşamın başlangıcına odaklandı. Bu nedenle, Winnicott’un katkısının merkezinde ebeveyn-bebek ilişkisi vardır.

Abram, Winnicott ile aynı zamanda çalışan meslektaşı Kleinian gelişimi ile ilişkisinin fikirlerini keskinleştirdiğini ve bunun sonucunda çalışmalarının öldüğü 1971 yılına kadar bir Kuhnian paradigması değişikliği olarak görülebileceğini öne sürdü (Abram,2007). Psikanalitik tekniğin ‘Törapötik aktarım ilişkisi methodunu’ takip etmesi gerektiğini vurgulayan Marjorie Brierley’in daha önceki çalışması, Winnicott’un çevre kavramını-bireyleşme ve karşı aktarım kavramını sunmaktadır (bkz.Winnicott 1949; giriş Marjorie Brierley).

Winnicott’un yazıları bilimsel makalelerden, incelemelerden,dergi makaleleri ve yazışmalardan oluşur. İlk yayını 1931’de çocukluk çağı bozuklukları ile ilgili klinik notlar oldu. Bu yayını hazırlarken Winnicott, Londra’da analitik eğitim sürecindeydi ve 1923’ten beri James Strachey ile analiz sürecindeydi. 1934’te bir yetişkin psikanalisti olarak ve bir yıl sonra ilk erkek çocuk psikanalisti olarak nitelendirildi. Sonraki otuz yıl boyunca Winnicott, çocuk doktoru olarak çalışmasının yanı sıra hem çocuklarla hem de yetişkinlerle özel klinikte analist olarak çalıştı. Özellikle Batı Londra’daki Paddington Green Hastanesi’ndeki çocuk kliniği ile tanınıyordu. Sonuç olarak, Winnicott’un psikanalizin evrimine katkısı, kişisel analiz deneyiminin yanı sıra ailelerle, özellikle de bebeklerle ve anneleriyle olan derin bağlılığı ile şekillendi. Aslında, sadece analizdeki deneyimi sayesinde bebeği yetişkin bir insan olarak görebildiğini yazdı (Winnicott 1989). Winnicott, analizdeki deneyimin hastayı derin çocuksu zihin durumlarına erişmeye nasıl teşvik ettiğinden ve analitik sorumluluğunun buradan geldiğinden bahsediyor.

Winnicott’un çalışması, her biri büyük bir teorik başarıyı işaretleyen 3 farklı aşamaya sahip teorik bir matris olarak tanımlandı:

Faz Bir 1935 – 1944 – Çevre-Bireysel Yapılanma

İkinci Aşama 1945-1960- Geçiş Olayları

Üçüncü aşama 1960-1971- Bir Nesnenin Kullanımı (bkz.Abram 2008).

İnsan doğası: Winnicott’un Referans Çerçevesi

Winnicott’un ilk bilimsel makaleleri, insanın durumunu ve özne olmanın ne anlama geldiğini sorgulamaktadır. ‘ Hayatı yaşamaya değer kılan nedir?’ diye sordu ve psikanalizin insan doğasının yanı sıra terapötik bir yöntem olduğunu savundu (Winnicott 1988). Winnicott’un teorik matrisinin merkezinde, yalnızca kolaylaştırıcı bir ortam, yani ebeveyn-bebek ilişkisi bağlamında gelişebilen bir benlik duygusu kavramı vardır. Her büyük teorik ilerleme, düşüncesinin evriminin temelini oluşturan kapsayıcı bir kavramdır.

Çevre ve Bireysel Yapılanma

Winnicott’un 1942’de, ‘Bebek diye bir şey yoktur’ un farkına varması, ebeveynlerin derin psişik etkisini hesaba katmadan bir kişiyi görmenin mümkün olmadığı gerçeğini vurguladı. Bu gözlem, Freud’un aktarımın, bebeğin erken psişik tarihi ile ilgili psişik aktarımın bir tezahürü olarak tanınmasına dayanıyordu. Bebeğin nesneye olan bağımlılığı nedeniyle, gelişen benlik duygusu kaçınılmaz olarak ebeveynlerin duygusal iletimlerini içeriyordu.

Geçiş Olayları

Bu, öznenin ben ve ben olmayanı ayırt etme kapasitesine, yani sembolize etme kapasitesine olan yolculuğunun interpsişik-intrapsişik dinamiklerini açıklayan bir kavramdır. ‘Geçiş nesnesi’ kavramının genç bebekler için kullanımı Winnicott önerdi. Bebeklerin kendilerini ve ihtiyaçlarını fark etmesi ve bunların karşılanması için gelişim sürecinde anne ya da diğer bakım verenlerin varlığının önemi üzerinde durdu.

Nesne Kullanımı

Sembolik düşünme yeteneği, öznenin nesneyi kullanabileceği anlamına gelir. Winnicott için bu, nesnenin bebeğin yoğun içgüdüsel iletişiminden kurtulduğu anlamına geliyordu. Bu teorinin, ölüm içgüdüsü kavramına başvurmadan insan saldırganlığının kaderini anlamanın alternatif bir yolunu sunan Winnicott’un son saldırganlık teorisi olduğu öne sürülmüştür.

Özet

Winnicott’un bilimsel mirası gerçekleşmeye devam ediyor. Yakın tarihli bir P. E. P. araştırmasına göre, çalışmalarının alıntılandığı 15.642 makale var. Bu nedenle, katkısı uluslararası ölçekte tanınan psikanalizde önemli bir gelişmeyi temsil etmektedir.

Psikanalize, çocuk analizine ve bunların dışında yaptığı bilimsel katkının yanı sıra, İngiliz Psikanaliz toplumunun özverili ve vicdani bir üyesi olduğu ve birçok komitede bulunduğu da unutulmamalıdır. Derneğin iki kez başkanlığını da yürütmüştür : 1954 – 56 ve 1963 – 65.

Psikoloji yazı dizisinin devamı ve diğer yazılar için makaleler sayfasını ve sosyal medya hesabımızı takipte kalabilirsiniz.

Not: Bu yazının aslı Britanya Psikanaliz Cemiyetin’in resmi sitesinden ulaşılabilir.